19 MAYIS GECE YÜRÜYÜŞÜ

19 Mayıs Gece Yürüyüşü

Üniversiteyi Çanakkale’de okumadan önce tarihler 19 Mayısı gösterdiğinde o günü hep Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlardık. Kutlamaya yine devam edeceğiz fakat tarihimizde o güne ait Çanakkale Savaşında 19 Mayıs Gece Taarruzu bulunmaktadır.

Çomü Anafartalar Kampüsü

Çanakkale Savaşları ve Araştırma Tanıtma Topluluğu her sene üyeleriyle beraber 19 Mayıs gecesi Eceabat’tan saat 00:00’da başlayıp gece 03:30’da Kanlısırt’ta olacak şekilde sabaha kadar Conbayırı’na marşlar eşliğinde yürüyerek anma programıdır. Genelde herkes 57. Alay Yürüyüşünü bilir. Birçoğumuz beklide benim gibi ilk defa duyacaksınız. O halde önce tarihsel sürecini daha sonra yaşadığım duyguları sizlere aktaracağım. Gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız. Şimdiden söylüyorum.

Çanakkale 19 Mayıs

19 Mayıs 1915 gecesi Anzak birliklerini kesin olarak denize sürmek için yapılan bir taarruzdur. Kanlı muharebeler kısa bir süreliğine sessizliğe girmişti.  Ta ki 19 Mayıs Gecesi saatler 03:30’u gösterene kadar.  Taarruza 2. Tümen olmak üzere 19, 16, ve 5. Tümenler katılmıştır. 2. Tümen birçoğu İstanbullu gençlerden, öğrencilerden (İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi, Galatasaray Mekteb-i Sultani, Sivas Lisesi, Balıkesir Lisesi vb.) oluşuyordu. Öğrencilerin eli kalem tutarken vatanlarının savunması için silah tutmak zorunda kalmıştır.

Çanakkale Kına

Bir gün önce İngiliz istihbarat keşif uçaklarının özellikle Kocadere Köyü yakınlarında ön hatlara ilerleyen birçok birliği görmesi üzerine vakit kaybetmeden Anzaklara bilgi paylaşılır. Hazırlığa geçen Anzaklar taarruza karşı ön hatlardaki cephane ve silah ikmallerini tamamlamıştır.  Anzaklara beklenmedik bir anda şaşkına çevirip bozguna uğratmayı planlarken maalesef  Türk birlikleri olarak bizler pusuya düşecektik. İddaaya göre Anzaklar savunma hatlarını düzenlerken makineli tüfeklerde duran askerlere rüşvet verip 1 Türk öldürmek istedikleri dile getirilmektedir. 4 tümenden yaklaşık 44.112 askerimiz vardı. Anzaklar ise yaklaşık 13.000 askeri vardı.  Yapılan hatalardan biride 2. Tümen’in cepheye gece ilerlemesinden araziyi tanıma fırsatı yakalayamamıştır.

Gece Yürüyüşü

Savaş günlüklerine baktığımız da Yüzbaşı şöyle aktarıyor. 15-20 kadar bıyığı terlememiş genç gelip Yüzbaşının önünde durdu. Yüzbaşı sordu. Yavrum siz kimsiniz diye. İçlerinden biri Galatasaray Mekteb-i Sultanisi talebeleriyiz. Vatan için ölmeye geldik. Yüzbaşı duygulanmıştı. Daha önce kalem tutan eller şimdi tüfek tutuyordu. Savaş için çok küçüklerdi. Daha süngü takmayı dahi bilmiyorlardı. Onlarla ilgilendim. Mermi böyle basılır, tüfek şöyle tutulur, düşmana böyle saldırılır diye. Taarruz zamanı o yüzleri gülücük saçan çiçek kokulu çocuklar şimdi korku içerisindeydi. İlk defa bir savaşa katılıyorlardı. Kanlı çatışmalar altındaydı. Vatanları için gözlerini kırpmadan canlarını feda edenleri görüyorlardı. İçlerinden biri moral olması adına Alay Marşını avaz avaz bağırarak söylemeye başladı. Biri derken sırayla sayı giderek artmaya başladı. Cesareti artan Mehmetçik hiç düşünmeden taarruz etmeye devam ediyordu. Bir çoğu şehadete kavuştu.

Çanakkale Fener Alayı

Alay Marşı

Annem beni yetiştirdi bu ellere yolladı
Annem beni yetiştirdi bu ellere yolladı
Al sancağı teslim etti Allah’a ısmarladı
Al sancağı teslim etti Allah’a ısmarladı

Boş oturma çalış dedi hizmet eyle vatana
Boş oturma çalış dedi hizmet eyle vatana
Sütüm sana helal olmaz saldırmazsan düşmana
Sütüm sana helal olmaz saldırmazsan düşmana

Yastığımız mezar taşı yorganımız kan olsun
Yastığımız mezar taşı yorganımız kan olsun
Biz bu yoldan döner isek namus bize ar olsun
Biz bu yoldan döner isek namus bize ar olsun

Çanakkale Şehitlik Turu

Savaş geceden sabaha kadar hız kesmeden kanlı bir mücadeleyle devam etse de öğleye doğru mevzii başarılar olsa da Anzaklar sahile sürülememiştir.

Taarruz sonunda Türk Birliklerinde oluşan zayiatlar 42.112 kişiden 6.018 Şehit(51 Subay, 3.369 Er), 6.064 Yaralı(97 Subay, 5.967 Er)’dir. Toplam 9.483 zayiatımız olmuştur.

19 Mayıs Yürüyüş

Etkinlik olarak Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Anafartalar Kampüsü’nde toplandık. Kınalı kuzular gibi işaret parmaklarımıza kına yaktık. Herkesin elinde anlı şanlı bayrağımız vardı. Kimimizde tepe lambası ve el lambası vardı. Sırt çantamız da ise yedek kıyafet, yağmurluk ve suyumuz vardı. Kordondan feribotla Eceabat’a geçtik. Kızılay’ın desteğiyle kumanyalarımız dağıtıldı. Ardından topluluk başkanı program hakkında bilgi verdi. Yürüyüş esnasında marşları okumak adına notlar dağıtıldı. O anları anlamak canlandırmak adına konuşmak yasaktı. Herkes tek sıra halinde fenerlerle marş söyleyip yürüyecekti. Yürüyüş başlamıştı. Her yer zifiri karanlık, marşlar eşliğinde çoşkuyla yürürken hayal kurmaya başladım. Kendimi 15’liler dediğimiz askerlerin yerine koydum. Cepheye gidiyoruz. Vatan için savaşmaya ama nerdeyiz ama bilmiyorsun. Boğaza doğru baktım. İtilaf devlerine ait gemileri hayal ettim. Ocean, River Clyde, Queen Elizabeth gibi. Denizden sana ağır bombalar atılıyor ve sen hiç bir şey yapmadan bekliyorsun. Tarihte eşi benzeri görülmemiş bir şekilde metrekareye 6.000 merminin düştüğü, milyonda bir ihtimali olan havada mermilerin ve topların çarpıştığına şahit oluyoruz. Siperler arası mesafe 8-10 metre. Kafanı çıkarsan vurulup ölme şansın çok yüksek ama düşünmüyorsun. Belli bir zaman sonra savaştığın düşmanınla ölüleri ve yaralıları toplarken göz göze gelip birbirleriye takaslar başlıyordu. Ateşkes bittiğinde ise hayatta kalmak için birbirini öldürme mücadelesine giriliyordu. Savaşta bile insanlık dersi verdiğimiz olmuş. Mehmetçik savaş alanında yaralı bir Anzak askerinin acılı yardım seslerini duyar. Anzaklar siperler arası mesafe yakın olduğundan ve ateş hattı olduğundan askerine yardım edemez. Türk Askeri düşmanını o halde bırakmayıp o ortamda çıkıp yaralıyı alır ve kendi tarafına getirir. Tedaviler yapılır ve Anzaklı asker teşekkür edip kendi tarafına döner. Biz canavar olarak bildiğimiz, insan yiyen yaratıklar olarak bildiğimiz Türkler bizlere yardımcı oluyor. O halde neden savaştayız gibi sorular sormaya başlamışlardı.  Sonra Seyit Onbaşı’yı hayal ettim. Namazgah Tabyasında Niğdeli Ali ile birlikte  Seyit Onbaşı 215 kiloluk top mermisi kaldırıp top kundağına yerleştirir. Ateşlemesiyle Ocean gemisine isabet eder. Hedef vurulmuştu. Gemi mayınlara Nusrat Mayın gemisinin boğazlara yonca gibi döşediği mayınlara çarparak batarı. Nasıl bir gurur ve mutluluktur. Hayal etmesi bile güç. Kısaca Çanakkale Savaşı tam bir cehennem havasıymış. Tüylerim diken dikendi.

Çanakkale Savaşları Araştırma ve Tanıtma Topluluğu

Yürüyüş esnasında Alay Marşını ilk kez öğrenmiştim ve duygulanmıştım. Ağlaya ağlaya yürüyordum. Bir yandan yağmur yağıyordu. Bir yandan boğazın meşhur soğuk rüzgarı bizlerle birlikteydi.  Melek arada yanıma gelip iyi misin diye sorardı. Yanımızdan izciler veya İstanbul Üniversitesi, Galatasaray Lisesinden otobüsler geçerdi. Onlarda dedelerini anmaya gelmiş. Keşke yürüselerdi. Kanlısırt noktasına planladığımız gibi saat 03:30’da geldik Çanakkale Savaşları ve Araştırma Topluluğu savaşı canlandıran kısa bir oyun sergiledi. Karakterlerden birsi Ali ismindeydi. Benimde yanımda Haydar Ali ÖZGEN arkadaşım vardı. Baktım ona bembeyaz Ali diye seslendim cevap yok. Bir daha Ali dedim ses vermeyince tokatladım kendine geldi. Dalmış, kendisini oyundaki karaktere benzeterek düşünceler dalmış. Aynı şekilde bende empati yapıyordum ve hüngür hüngür ağlama devam ediyordum. Hiç ağlamadığım kadar o gece ağladım. Kanlısırt’a yakın bir noktada o gün şehitlerimiz ve gazilerimiz için 24 saat Kur’an-ı Kerim okunuyordu.

Kanlısırt

Sabah 06:00 olduğunda Conkbayırı’na ulaşmıştık. Şehitlerimizi ve gazilerimizi anma programımız bitmişti. Gün aydınlanmaya başlamış, rüzgar tenimizde dans etmeye etmeye devam ediyordu. 6 saat boyunca yaklaşık 20 km parkur izledik. 400 metre kadar ilerisi Atatürk’ün Gözetleme Yeriydi.  Atatürk savaşı izlerken bir şarapnel parçası göğsünün sağ tarafına isabet eder. Şans eseri parçalanan cep saati hayatını kurtarmıştır. Sahile doğru baktığımda hayal ettim. O kanlı çatışmalarda bu güzelim masmavi rengindeki deniz nasıl bir kırmızı renge bürünmüştü diye düşünürken toplanıyoruz sesini duydum. Yavaştan araçlara doğru geçtik. Bana kalsa biraz dinlenip tekrar geldiğim yolu tekrar yolu yürürdüm.  Yorgunluğumuzu vapura binene kadar hissetmedik. Vapurda hepimiz ters köşe olmuştuk. Biga’ya gelene kadar tatlı bir uykuyu hak etmiştim.

Çanakkale Anma Töreni

Son olarak etkinliğe gideceğimi yurt müdürümüz Ali ÖZMERAL’e bildirdiğimizde detayları merak edip sormuştu. Anlattığımızda mutlu olmuştu. Ali ve benle gurur duyduğunu dile getirmişti. Bizlere 1’er adet Ada Pansiyon şapkası ve cebimize istemesekte harçlık vermişti. Tekrardan teşekkür ederim 😊

57. Alay ŞehitliğiÇanakkale Şehitlik YürüyüşGece YürüyüşÇanakkale TiyatroÇanakkale EtkinlikBiga Ada Pansiyon

Çanakkale Şehitler

Çanakkale AtatürkÇanakkale ZaferiÇanakkale Savaşı

Çanakkale Şehitlik Ziyareti

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir