SPORT AND SCIENCE ARE FUN! GENÇLİK DEĞİŞİMİ

Kunter Güleç

İlk yurtdışı deneyimim Hırvatistan’ın başkenti Zagreb olmuştu. Turistik gezi olarak değil de Avrupa Birliği Gençlik Değişim Programı kapsamında 21-30 Eylül2013 tarihlerinde 10 günlüğüne gitmiştim.

AGH

Çevremden yurtdışına gidenleri hep duyardım. Hatta yakın arkadaşım Burak KAYALI’da Amerika’ya Work and Travel kapsamında gidip dilini geliştirmişti. Hocalarımda o kadar STK’lar da aktifsin araştırsana cazip yurtdışı fırsatları oluyor ve maddi olarakta Avrupa Birliği(AB) masrafların çoğunu karşılıyor demişlerdi. Yurtdışına hep gitmek istemiştim. Üstelik yeşil pasaportum da vardı ama ayrıcalıklarını pek araştırmamıştım. İzmir Ödemiş’te aldığım AB Proje Yazma Döngü Eğitiminin sonunda Hırvatistan için proje vardı. Başımdan geçen aksilikleri anlatmıştım. Normalde yeşil pasaportum olduğu için son dakika arkadaşım Kazım HASIRCI aradı Kunter nerdesin Portekiz Faro’ya gitmek ister misin dedi. Bende evet dedim ama şuan İzmir’deyim. Ne zaman yolculuk dedim. Yarın akşam diyerek hemen yola çıkmamı istedi. Heyecanla yola çıkmıştım. İstanbul’a geldim hazırlıkları yapmıştım fakat Kazım’a ulaşamıyordum. Meğer Kazım yurtdışında başka bir projedeymiş. Katılımcılardan biri gelmeyince onun yerine ben gidecektim. Ukrayna Hava Yolları gelmeyen kişinin biletini değiştirmeyi kabul etmediğinden benim gitme şansım olmamıştı. Baya üzülmüştüm. Bu kadar yaklaşmışken kısmet olmadı. Kazım aradı tekrar Kunter telafi ederiz sıkma canını demişti. İyi ki de çıkmamış. Her işte bir hayır var. Hırvatistan Sport and Science are Fun! adlı projeye başvurum olumlu sonuçlanmıştı. Hem de yakın arkadaşım Olcay KILINÇCI ile birlikte gidecektik. Projenin Türkçesi Spor ve Bilim Eğlencelidir.

Hırvatistan

AB Gençlik Değişim Programına katılabilmeniz için dil bilme zorunluluğunuz yok. Farklı kültürleri yakından tanımak ve dil öğrenmenin zor olmadığına dair ön yargının kırılması için oluşturulan bir program diyebiliriz. Sadece şart 13-30 yaş arasında olmanız gerekmektedir. Ulaşım masraflarınızı da önce bileti kendiniz satın alıyorsunuz. Daha sonra proje sonunda %70’i size iade ediliyor. Konaklama, yeme ve içme her şey proje kapsamındadır. Gerekli formlar, bilet işlemleri vs. her şey halledildi.

Kravat

Tüm işlemleri halletmiştik. Atatürk Havalimanı Dış Hatlarda gideceğimiz grup ile buluştuk. Toplam 7 kişiydik. Ekip liderimiz Deniz ALTUNTUĞ’du. Ortalama 1 saat 40 dakikada Zagreb’e varacaktık. Kuş misali uçtuk. Farklı bir coğrafya ve farklı bir kültürle karşı karşıyaydım. İngilizce kurslarına gitmiştim ama son zamanlarda ara verdiğimden eksiğimin olduğunu düşünüyordum. Bakalım nasıl anlaşacaktım. Otobüsle şehir merkezine gittik.

Zagreb

Proje ortakları olarak Hırvatistan, İspanya ve Türkiye yer alıyordu. 1. Gün sıcak bir karşılamayla tanışma oyunları oynadık. STK’lar da yaygın olan tenis topuyla birbirine top atılır ve sana gelene kadar olan süreçtekilerin isimleri söylenmeye çalışılır. Konaklayacağımız yer merkezdeydi. Taksim İstiklal Caddesine benzer yerleri vardı.  Hostel’in adı Chillout olarak geçiyordu. İçerisi dışarıdan gözüktüğü gibi değildi. İnanılmaz renkliydi. Tamda sevdiğim renkler her yerde vardı. Tam gençlere hitap ediyordu. Odalarımıza geçtik. 4 kişi kalacaktık. İkisi Hırvat biri İspanyol’du.

CrotiaZagreb Gezilecek Yerler

Sabah kahvaltımızı hostel de yapıp öğlen ve akşam Medvedgrad Restoranında yiyecektik. Yöresel biralar, atıştırmalık ve yemeklerin olduğu merkezi bir yerde yer alıyordu.

Chillout HostelZagreb Yemek

2. Gün Spor temasıyla başlamıştık. Bunun için doğa yürüyüşü (Trekking) yapmak için Slijeme Dağına çıkacaktık. Kış aylarına kayak tesisi olarak hizmet vermektedir. Onun haricinde havanın iyi olduğu dönemlerde yürüyüş veya bisiklet sürme parkurları bulunmaktaydı. Sabah saatlerinde başladığımız yürüyüşe gencisinden yaşlısına herkes spor yapıyordu. Ülkemizin en büyük eksiği buydu. Bir hobimiz yok. Biz hobilerimizi sadece CV’ye yazıyoruz. Tutkuyla bağlanmıyoruz. Doğanın içinde huzurla yürüyorduk ve kendi aramızda sohbet etmeye çalışıyorduk. Bende can kulağıyla dinleyip cümleler kurmaya çalışıyordum. Zirveye varmıştık. Harika manzarası bulunmaktaydı. Zagreb TV Kulesi de burada yer alıyordu. Kendimi yeşilliği görünce Milka reklamlarındaki Alplerin yeşilliğindeymişim gibi hissetim. Zirveden yokuş aşağıya yol vardı. Çocukluk ruhumu çıkartıp arkadaşlarla haydi burayı yürüyerek değil de yuvarlanarak inelim dedim. Sıcak bakanlarla yuvarlanarak indik. Çok keyifliydi fakat bir sorun vardı sırt çantalarımızı almamıştık. Zirvede kalmıştı. Tekrar onları almak için o yolu tırmandık. Ekipteki herkes gülse de harika eğlenmiştik. Yürüyüş 7 saat sürmüştü.

Zagreb TrekkingSlijeme

3. Gün Dalgıçlık yapacaktık. Her katılımcıya yetecek kadar materyal yoktu. Bu yüzden kura çekmek zorunda kaldık. Bende bedevi şansı vardı. Bilen bilir. Çıkmaz diye beklerken şans bana güldü sevindim. Kapalı olimpik yüzme havuza doğru gittik. Yerel TV’den röportaj içinde gelmişlerdi. Eğitmenimiz bire bir herkese ne yapması gerektiğini anlatıyordu. Sıra bana geldi. Adam anlatıyor ama tam anladım diyorum teknik konuya giriyor anlamıyorum. Anlamadım diyorum tekrar ediyor ama yok anlamıyorum. Tercüme etmek için Sena’dan yardım istiyorum. O da pek oralı olmuyordu. Yapacak bir şey yoktu. Deneme yanılmayla ben tüple havuza daldım. 1.5 metre kadar dalsam da acemi olduğumdan mı yoksa normal mi bilmiyorum ama basıncı hissediyordum. Elimde butonlar vardı bassam mı basmasam mı? Deneyerek bir şeyler yaptım 😊 Yinede keyifliydi.

DalgıçlıkAB Gençlik Projeleri

4. Gün şehrin simgelerini bulmak üzere sadece haritayı kullanarak verilen komutları yerine getirerek istenilenleri bulmaya çalışıyorduk. Şehirde Oryantiring yapıyorduk. Bu sayede Zagreb küçük bir yer olduğundan bir çok önemli yeri de görme fırsatı elde etmiştik. Ekipler arası kıyasıya mücadele vardı. Yarış sonunda sunumlar yapılmıştı.

Zagreb Gezi RehberiAvrupa Gönüllü Hizmeti

Sporun yanında bilimsel çalışmalar da yapmaya başlamıştık. Örneğin Doping Testi yapmıştık ve Zagreb Üniversitesi Meteoroloji Bölümüne gidip oradaki hocalar akademik bilgiler veriyordu.

Doping TestiZagreb Üniversitesi

Kalan günlerde katılan ülkelere konu başlıkları veriliyordu. Sunum hazırlamamız gerekiyordu. Bu sıraya kadar eğlenceli giderken iş takım çalışmasına döndü ve farklı fikirler çıkmaya başlayınca ortam gerilmeye başlanmıştı. Bunlara hiç gerek yoktu. Farlılıklara saygı duyulmalı ve takım gibi hareket etmeyi maalesef herkes yapamıyordu. Sunumu yaptık. İngilizce bilmesen bile söz hakkı alıp sunuma bakarak olsa dahi yapmak zorundasınız. Öz güven kazanılması adına sizlere güzel bir fırsat yaratıyor.

Sunum TeknikleriSunum

Sıra geldi. Kültür gecelerine. Her ülke kendi ülkesini önce sunumla tanıtıyordu. Ardından yöresel yemekler ve yöresel oyunlar oynanıyordu. Biz yöresel yemek olarak baklavalar, pişmaniye, lokumlar, kuru incir vs. getirmiştik. Baklavayı çok beğendiler. Pişmaniye ile ilk defa karşılaşmışlardı. Sert bir şey sanıyorlardı ama yumuşak ve ağızda eridiğini görünce şaşırdılar. Ağızlar yüzleri pişmaniye olmuştu. Görülmeye değerdi. Yöresel oyun olarak damat halayı oynamıştık. Hırvat ekibinde görme engelli Maya isminde bir gönüllü vardı. Damat halayını görmediği halde müziğini çok beğenmişti. Nasıl oynandığını sordu ve bizlere eşlik etmeye çalıştı. Kendi yöresel danslarından birine benziyormuş.

Türk GecesiTürk Kültür Gecesi

İspanyollar ise yöresel tatlı olarak bildiğin yumurtalı ekmek yapmışlar. Servis yaptılar ve ekmeğin üzerine toz şeker eklememizi söylediler. Bizim Türk grubunda herkes aynı şeyi düşünmeye başladı. Baklavalar, pişmaniyeler o kadar para tuttu. Adamlar bize yumurtalı ekmeği tatlı diye yedirdi ya 😊 Yöresel danslardan bir zamanların popüler müziği olan Las Ketchup’ın seslendirdiği Asereje Dansını yapmışlardı. Öğrenmesi kolay bir danstı.

EVSAB Gençlik Değişimi

Hırvat ekibinde derneklerinde gönüllü olan 2 arkadaş engelliydi. Maya Görme Engelli, Karlo ise fiziksel olarak elleri çok titriyordu. Sosyal bir deney yapmak istediler. Her gün yemek yemeye geldiğimiz restoranda gözlerimiz bağlandı. Yürümemiz istendi. Gözlerimiz kapanmadan önce kolay gelmişti. Daha önce bu alanı gördük ve kaç kez bulunmuştuk. Gözlerim kapandı ama sanki daha önce orada hiç yer almamışım gibi hissettim. Her yer simsiyahtı. Yürürken birisi geldi sarıldı ve yönümü değiştirdi. Haydaa oldu mu bu şimdi. O da yetmedi biri çarptı yine yönüm karıştı. Belli bir süre yürüdüm. Gözlerimi açtılar ve gitmem gereken yerle vardığım yer çok farklıydı 😊

EngelliGörme Engelliler

Diğer bir deney sağ elimiz bileklerimizden bağlanmıştı. Yemek yerken kaşığı tuttuğumuz el olduğundan hep ipi salladılar. Haliyle kaşıktaki yemek dökülüyordu veya ağzıma doğru zor götürüyordum. Buna benzer kalem tutup kağıda not yazmam istenmişti. Not yazarken yine sallamalar başlamıştı ve yazım çirkin düzensiz bir şekilde yazılmıştı. Sonuç olarak ilk deneyde Maya’nın durumuna karşın empati yaptık. Maya bulunduğumuz alanı hiç görmemişti ve hayatına devam ediyordu. Biz gördüğümüz halde zorlanmıştık. Diğer deneyde ise Karlo’nun yerine empati yapmıştık. Elimizin titremesi hayatımızda ne gibi engellerle karşı karşıya kalabileceğimizi anlamıştık. Bu anlamlı iki deneyden sonra hayatımızda engelli olan bireyleri topluma kazandırmak ve onların karşılaşabileceği engelleri daha çok düşünür olacağımız kesindi. Doğuştan olmasak bile engelli bir birey olabilme ihtimalimizin olduğunu unutmayalım.

Atölye ÇalışmasıEVS Anıları

İlginç anılarımdan biri akşam yemeğinde meydana geldi. Proje başvuru esnasında özel isteklerimizin olup olmadığı soruluyor. Müslüman olduğumuz için domuz etini tercih etmediğimizi belirtmiştik. O gün yemekte Tavuk Şinitzel vardı. Yemek geldi ve yemeği tam yiyecekken oda arkadaşım İspanyol Merkel uyardı. Sakın yeme dedi. Neden dedim. O tavuk değil dedi. Domuz eti dedi. Nasıl ya. Özellikle belirtmiştik domuz eti istemiyoruz diye ve domuz etinin kokusu ağır olur diye biliyordum. Yemeği dışarıdan bakıldığında tavuk gibi görüyordum. Galete unu filan her şey vardı. Kesti ve gerçekten domuz eti çıktı. Garsonu çağırdı. Durumu anlattı ve kişiler karıştırılmış. Yanlış tabak bana geldiğinden dolayı özür dilediler. Merkel’in davranışına hayran kaldım. Farklı inançlarda olmamıza rağmen hassas olduğumuz konuları bilip saygı gösterip müdahale etmişti. Bizde olsa aaa salağa bak domuz eti yedi diye dalga geçeriz. Domuz eti yiyene kadar eminim ki bekleyen insanlar çıkar.

Erasmus

Buna benzer bir anımda bir gece bara gittik. Biralarımızı içiyoruz. Kızın biri geldi Hırvatların arkadaşıydı. Tutturdu benim biradan da iç diye bende ölçüyü kaçırmak istemediğimden yeterli içtiğimi söyledim. Israr etti. Bir yudum aldım bıraktım. Aradan zaman geçti. Israr eden kızın birasını alıp döktüler. Merak edip sordum bizimkilere ne oldu neden döktüler diye. Meğer birada uyuşturucu varmış. Bizimkilerde bu durumu görmüş. Bende kızdım. O biradan ben bir yudum aldım ya daha fazla içseydim. Neden gördüğünüz halde uyarmadınız diye. Biz sen gördün isteyerek içiyorsun sandık. Sandık mı ne olursa olsun gelip söylemeniz gerekiyor diye tartıştık. Yukarda dile getirdiğim gibi aynı milletten olsakta Merkel gibi bir davranış gösteremediler.

Zagreb Bar

Projede yapılan çalışmalar canınızı sıkmıyordu. Boş vakitleriniz kalıyordu. Şehri keşfetmek için Olcay ile bu zamanı iyi değerlendirdik. Gezilmesi gereken yerler ve yöresel lezzetleri tatmıştık. Bununla ilgili bilgiler gezi notlarımdan Hırvatistan Gezi Rehberinden bulabilirsiniz. Zaten geceleri kafeye veya barlara gidiyorduk.

Zagreb MuseumZagreb Katedrali

Kafelere gittiğimizde veya proje esnasında özellikle Joseba yanlış veya eksik cümle kursam dahi beni konuşturmak için baskı yapıyordu. Konuşarak açılıyorsun. Soruyor bana how are you? Fine. Thank’s and you diyordum. Değiştir diyordu. Kızıyordu farklı konuş diye. İnternetten araştırdım. Yorgun ne demek diye. Tired demekmiş. Bundan sonra arada bu kelimeyi kullanmıştım ve hiç unutmadım 😊 Sohbet konusu olsun diye futboldan muhabbet açtım. Hırvatlar Milli Takımımızın 3-0’dan geriden gelip turu geçmelerine hala inanamıyordu. İspanyollara ise Real Madrid ve Barcelona’dan bahsediyordum. Joseba o takımları sevmediğini dile getirdi. Neden diye sordum. Adamlar Bilbao’dan gelme Bask Bölgesinden gelmeydi. Aşırı milliyetçilerdi. Kalemi aldı peçeteye çizmeye başladı. Bask, Endülüs ve Katalunya bölgelerini. Bende gönlünü kazanmak adına Athletic Bilbao takımının forvet oyuncularından Etxeberria’dan bahsedince yüzü gülmeye başlamıştı.

DeneyBilim

Hırvatlardan Stjepan tam bir fırlamaydı. Önceki projelerden Türkçe cümleler öğrenmiş. Adama gitmişler küfür öğretmişler. Sonra anneme babama selamlar ellerinden öperim demeyi öğrenmiş. Türk dizilerini çok severdi. Özellikle Ezel dizisine hayrandı. Muhteşem Yüzyıl dizisini ve Cüneyt Arkın’ın filmlerini biliyordu. Geldi yanımıza Dayıyı biliyor musunuz? Ezel yeğen demeye başladı. Gülüştük.  Tuncel KURTİZ ölmüştü. Dayı dedim öldü. Biliyorum dedi ama o dizide ki öldüğü sahneyi anlattığımı sanıyordu. Hayır dedim gerçek hayatta öldü deyince inanılmaz üzülmüştü.

OyunSTK Oyun

Odalarımız kartlı sistemle çalışıyordu. 2 kişide kart vardı. Hırvat arkadaş banyoya girmek istiyordum. Oda camını açmış ve kapının açık kalmasını istiyordu. Bende olmaz diyorum çünkü cereyanda kalacağından kapı kapanacak ve dışarıda kalacaktı. Anlatmaya çalışıyorum fakat aklıma cereyan kelimesi gelmiyor. Lan diyorum rüzgar neydi. Yağmur, güneş, kış her şey aklıma geliyor ama yok. Bilgisayar oyunlarından düşünüyorum hava modlarını ama rüzgar aklıma gelmiyor. Oysaki çok basit Air diyecektim ama aklıma gelmeyince gelmiyor. Başladım vücut diliyle anlatmaya. This is Window and this is door. Hooop automatic door diyorum no diyor this is door manuel diyor. Onu bende biliyorum ama anlatamıyorum. Kapı arasına terlik koydum. Kabul etmedi. En son git dedim banyoya tamam no problem dedim. Kapı kapandığı zaman görür dedim. Dediğim gibi oldu kapı kapanmış. Hostel de Kuntaj diye seslendi. Sorun ne diyorum kapıyı gösteriyor. Kartı olmadığı için giremiyor. Sanıyor ki ben kapadım. Allahtan Deniz geldi ve durumu anlatmasını istedim. Çeviri yapıldı ve kriz çözüldü.

Zagreb FestvalCrotia Festival

Şehirden uzaklara gitmek için Olcay ile bilmediğimiz bir hatta binip gitmek istedik. Şansımıza bindiğimiz hat yakın mesafeli çıktı. Şansımıza dönüşte yağan yağmura yakalandık. Şehir küçük olmasından, gezgin ve meraklı olmamızdan görülmesi gereken yerlerin çoğunu görmüştük. Yöresel kıyafetler giyenleri, farklı eğlenceleri yakından görmüştük. Festival havasında geçiyordu. Parası olan mekanlara gidiyordu. Olmayan sokak sanatçılarıyla eğleniyordu. Parkın birine oyun oynamaya gittiğimizde parkın içerisinde sabit piyano vardı. Bizde olsa çoktan yerinde bir daha bulamazdık. Gençler geldi. Piyano çalıp dans edip eğlendiler. Bizlerde keyifle izleyip ritim tuttuk.

Konser

Gece geç saatlerde hava almak adına hostel’den dışarı çıktık. Olcay ile konuşurken kendi aramızda önümüzde iki kız dönüp siz neyçe konuşuyorsunuz dedi. Türkçe dedik. Nerden geliyorsunuz dedi. Gidip şimdi Biga yada Manisa denmez ki İstanbul dedik. Kızlarla sohbete başladık. Evlerine davet ettiler. Gitmek istiyorduk ama Olcay tedirgindi vazgeçtik. Abi boşver ya organ mafyası çıkarsa diyordu. Bende Olcay’ı ikna etmeye çalışsam da gidemedik. Sonra ama kendiside pişman oldu 😊

Kızma BiraderSport and Science are Fun

Daha belki çok anlatacak hikayeler var ama bu kadar yeterli diye düşünüyorum. Proje bitmişti. Proje Koordinatörü ile görüştük ve fazladan 1 gün fazla kalmamıza izin verdiler.  UNESCO Dünya Kültür Mirasında yer alan Plitvice Gölleri Ulusal Parkına gitmek istiyorduk fakat hava şartlarından dolayı gidemedik.

Spanish Groupİspanya Grubu

Vedalaşmaları yaptık. Son fotoğraflarımızı çekiliyorduk. Gidenleri uğurlarken Hostel’den çıkmıştı. Hostel yakınlarında Lotrscak Kulesi vardı. İlk geldiğimizde uyarmışlardı. Her öğlen top atışı yapılır korkmayın diye. Aradan 10 gün geçti hiç denk gelmedik. Son gün denk geldik ama nasıl korktuk anlatamam. Aha dedim canlı bomba kendimi tam yere atacakken aklıma geldi. Arkamı döndüm ve kuleye baktım. Ses kuleden gelmişti. Herkes tabi bize gülüyordu. Bizlerde başladık gülmeye.

AGH AnılarıZagreb Müze

Hırvatistan maceram bu şekilde bitti. Harika günlerim olmuştu. Sizlerde umarım keyifle okumuşsunuz. Ülkemizde hala bilmeyen gençler var. Lütfen AB Projelerini inceleyiniz. Sadece Gençlik Değişim Programları yok. En az 2 aylık, en fazla 12 aylık programlar var. Yüksek ücretler ödemeden Avrupa’da gönüllülük yaparak yaşama fırsatı elde edebiliyorsunuz.  Dilinizi geliştirebilir, yeni diller öğrenebilir ve farklı kültürlerle iç içe yaşayarak deneyimler kazanabilirsiniz. Hırvatistan Zagreb hakkında daha çok bilgiye sahip olmak istiyorsanız Gezi Notları bölümümden erişebilirsiniz.

Zagreb HostelZagreb UniversityGitar ÇalmakTrekkingDoğa YürüyüşüİBB Karikatür

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir